Home / Kahramanmaraş / 1. BÖLÜM MARAŞ VALİSİ KALENDER PAŞA (1800–1819)

1. BÖLÜM MARAŞ VALİSİ KALENDER PAŞA (1800–1819)

Spread the love

Mehmet Akif Terzi

Tarih, milletlerin hafızasıdır. Hafıza kaybı yaşayan milletler önce köle, daha sonra da yok olmaya mahkûmdurlar. Tarih, bizleri geçmişimizle tanıştırır, bu güne kadar belki de doğru olarak bildiğimiz birçok şeyin yeniden değerlendirilmesine fırsat verir.

Tarihin belgelerle tespiti bir bakıma tabiri caizse ezber bozar. Belgelerle ortaya konan tarih, kimsenin inkâr edemeyeceği sonuçları ortaya koyduğu gibi hem iç dünyamızda saklı kalan derin şüphelerin izalesini hem de geçmişimizle yüzleşmenin sonsuz hazzını yaşatır bizlere. Tarih ilmi içerisinde son dönemde yavaş yavaş yıldızı parlayan bölge tarihçiliği ise yaşadığımız coğrafya içinde geçmişteki ayak izlerimizin ortaya çıkması bakımından son derece önemlidir. Bu minvalden olmak üzere Osmanlı tarihi içerisinde önemli bir yere sahip olan ve Maraş’ta idarecilik yapmış büyük bir paşayı arşiv vesikalarının önderliğinde okuyucularla iki bölüm halinde paylaşacağız.

 

Kalender Bey tarih sayfalarında ilk kez Akka Kalesi önündeki kahramanlığı ile ortaya çıkmıştır. Avusturya ve Rusya ile uzun süren savaştan sonra yapılan anlaşmalarla barış dönemine giren Osmanlı bu sefer de Fransızların Mısır’ı işgal etmesiyle yeni bir sıkıntıya girmişti. Zaten ülke içindeki karışıklıklarla başı dertte olan Osmanlı Devleti Fransızların yaptığı bu işgalle tekrar savaş konumuna geçmişti. Büyük devlet olmak kolay değildi. Kendi toprakları işgal edilen bir devlet ne yapması gerekiyorsa Osmanlı da onu yapmış ve Fransızı oradan kovmak için sefer düzenlemeye karar vermişti. Bütün valilere yazılan fermanlarla orduya askerleriyle katılma emri verilmişti. Maraş valisi İsmail Paşa da Maraş bölgesindeki askerleri ile Akka’daki Osmanlı ordusuna katılmak üzere yola çıkmıştı. Maraş bölgesinden sefere katılan askerler içinde Kalender Bey de kendi birliği ile savaş meydanına gitmişti. Fransız ordusunun başında Napolyon Bonapart Akka taraflarına ilerlemeye başlamıştı. Akka kalesi civarında şiddetli çarpışmalar başlamıştı. Savaş esnasında Maraş valisi İsmail Paşa, korkaklık ve sebatsızlığından dolayı komuta ettiği askerlerin iki defa mağlup olmasına sebep olmuş ve oldukça fazla şehit vermişti. Bu mağlubiyetinden sonra Adana valisi Şerif Paşa ve Rakka valisi Hüseyin Paşa ile birlikte askerin ihtiyacını karşılamak üzere hazineden kendisine teslim edilen parayı da olarak savaş bölgesinden kaçmışlardı. Bunun üzerine Sadrazam Yusuf Paşa kaçan bu komutanlar için idam fermanı çıkartmış, yakalandığı yerde kellelerinin kesilerek ibret-i âlem olsun diye savaş meydanına, askerlerin önüne getirilmesini emretmişti. (Ağustos 1800) Bu dönemde hiçbir mansıp (rütbe) talep etmeden Sefer-i Hümayun’a katılarak kahramanca savaşan Kalender Bey’in bu cesur tavrı ve Akka Kalesi önündeki mücadelesi Sadrazam Yusuf Paşa’nın gözünden kaçmaz. Osmanlı ordusunun bu büyük mücadelesi sonucunda Fransızlar 1801 yılında Mısır’ı terk etmek zorunda kalırlar.

Akka Kalesi önündeki kahramanca mücadelesinden dolayı Kalender Bey 1801 Temmuzunda İstanbul’a padişah III. Selim’in huzuruna davet edilir. Huzurda Mir-i Miran rütbesi ile taltif edilerek yapılan törende Paşalık hil‛ati giydirilir. Hil‛at olarak giydirilen elbise, sarı çuka kaplı erkek samurun sırtından yapılmış çok değerli bir kürk olup 700 kuruş değerinde bir kıyafettir.

Temmuz 1801 yılında yapılan bu tören Kalender Paşa’nın idarecilik hayatında bir dönüm noktası olmuştur. Bu başarıdan sonra Kalender Paşa’ya Maraş valiliği yolu açılmıştır. Haziran 1802 tarihi itibariyle Maraş Sancağı Kalender Paşa’ya tevcih kılınmıştır. Kalender Paşa artık Maraş valisidir. Bundan böyle kendisini oldukça meşakkatli bir görev beklemektedir. Aynı zamanda Antep voyvodalığı görevi de yine Kalender Paşa’ya verilmiştir. Maraş Sancağı bölge itibariyle Türkmen aşiretlerinin oldukça yoğun olduğu bir bölgedir. Üstelik konar-göçer aşiretlerin yaylak ve kışlaklarına giderken ihtiyaçlarını gördüğü bir ticaret merkezi durumundadır. Aynı zamanda Gâvurdağı gibi bir bölgenin de valisi olan Kalender Paşa’nın buradaki eşkıya faaliyetlerini de kontrol altına alması gerekmektedir. Öteden beri Maraş’ta Dulkadirli ve Bayezidli olmak üzere iki büyük hanedan ailesi yaşamaktadır. Bu iki aile arasında sürekli bir gerginlik vardır. Bu kutuplaşma Maraş’ın kazalarına bile yansımaktadır. Bu konuyu en çarpıcı şekilde Cevdet Paşa Tezakir adlı eserinde ortaya koymuştur. “Maraş Sancağında Zülkadriye’li ve Bâyezid’li deyu ahali ikiye münkasim olarak ara sıra beynlerinde mukâteleler vukua gelirdi. Çünkü Zülkadriye memâliki zapt olundukta taraf-ı Devlet-i Aliye’den Bâyezid Bey namında biri Maraş Beyi nasb olunmuş olduğundan ona taraftar olanlara Bâyezid’li, eski beylere ve ağalara da Zülkadriye’li denilmiş idi. Maraş kasabasında iki takımın kahvehaneleri bile başka başka olup bir taraf diğer tarafın kahvehanelerine gitmez idi. Maraş’a bağlı nahiyelerde dahî bu keyfiyet cârî idi. Mesela Bulanık kazası iki nahiyeye ayrılmış olarak biri Bâyezid’li, diğeri ise Zülkadriye’li idi…

Kalender Paşa için en zor görev Bulanık ayanı Fettah oğlu Ağca Bey ve arkadaşlarının idam edilerek başlarının İstanbul’a yollanması meselesidir. Paşa için bu görevi yerine getirmek mümkün değildir. Maraş halkı iki hanedan ailesi tarafından ikiye bölündüğü gibi kazalar ve nahiyeler de ikiye bölünmüş durumda idi. Bulanık kazası da Bayezidliler tarafında idi. Aynı zamanda Ağca Bey bir Türkmen Bey’idir. Kalender Paşa Gâvurdağı aşiretleri ile oldukça sıkı bir dostluğa sahiptir. Paşa, her ne kadar Ağca Bey ve arkadaşlarını yakalayamasa da Antep’te bozgunculuk yapan Çavuşlu Musli ve beş adamını yakalayarak idam etmiş, başlarını kestirerek kellelerini Topkapı Sarayındaki ibret taşına konması için tatarları vasıtası ile İstanbul’a göndererek Sadaret’in bir ölçüde gazabını önlemişti. 1806 yılında Trablusgarp’a vali olarak tayin olan Kalender Paşa burada “Cerde Başbuğu” unvanıyla görev yaptı. Osmanlılar zamanında Müslümanların güven içinde hacca gidip gelmelerini sağlamak maksadıyla kurulan hafif süvari birliğine Cerde denmektedir. Bu askerleri komuta eden kimseye de Cerde Başbuğu unvanı verilmektedir. Cerde ordusu 1500 süvari askerden oluşmaktadır. Bu birlik Zilkade ve Zilhicce aylarında Arabistan da bulunurdu. Buradaki görev süresinden sonra tekrar Maraş valiliğine tayin olan paşa burada da fazla kalmadı. Diyarbakır Valisi Süleyman Paşa’nın ölümünden sonra Diyarbakır Voyvodalığı da Kalender Paşa’ya ihale edildi.

Balkanlarda bir süredir devam eden problemler sonucu 1806 yılında Osmanlı-Rus savaşı tekrar başlamıştı. Sefer-i Hümayun için valilere yapılan çağrı neticesinde Kalender Paşa da yapılan çağrıya uyarak ordusuyla birlikte Osmanlı-Rus savaşına katılmak üzere Balkanlar’a hareket etmiştir. (1810) Balkanlar’a savaşa giden Kalender Paşa 1812 yılında Tuna boylarında Rus ordusuna esir düştü. Aynı yıl savaş sona ermiş, Bükreş anlaşmasıyla Sırplar’a özerklik verilmiştir. Paşa’nın esaret dönemi boyunca 20 kişilik haremi (ailesi ve hizmetçileri) Edirne de ikamet etmişler, bu süre zarfında bütün aile efradının ihtiyaçları ile birlikte hayvanlarının yiyeceklerine kadar her şey devlet hazinesi tarafından karşılanmıştır. Savaş sonrası esaretten kurtulan Kalender Paşa Tuna’dan İstanbul’a geldi. İstanbul’da adamları ve yakınları için Bayezid Camii civarındaki hanlardan odalar ile atlar için ahır kiralanması emri üzerine ihtiyaç olunan mekânlar kiralanarak Paşa’nın hizmetine verildi. İstanbul’da kaldıkları 23 gün içinde masraf olarak çıkan 175 kuruş para da hazinenin kasasından ödendi. Kendisi ve haremi için ise boğazda Baba Yalısı civarındaki sıra yalılardan biri olan Yusuf Agâh Efendi Yalısı emrine verilmek suretiyle taltif edilerek bir müddet burada istirahatları sağlandı.

Balkanlardaki maceralı bir dönemden sonra tekrar Maraş valiliği görevine dönen Kalender Paşa yine bölgenin ağır yükü ile baş başa kalmış, türlü entrika ve siyaset dolu günlerin kapılarını aralamıştır. Bizde yine paşayı tarih sayfalarından takip etmeye devam edelim. Teşkilatçı bir yapıya sahip olan Kalender Paşa, bölgesindeki Türkmen Aşiretlerini kendi aralarında örgütleyerek hem aralarındaki anlaşmazlıkları asgariye indirmiş hem de bölgede kendi gücünü ortaya koymuştur. Civar bölgelerin en geniş ve etkili aşireti olan Reyhanlı aşiretine kız vermiş ve boy beyi Mursaloğlu Haydar’ı kendisine damat yapmıştır. Aynı zamanda Maraş müftüsü Ataullah Efendi de bir başka damadıdır. Bölgedeki aşiretlerin tek kelimeyle hamisi durumundadır. Dönemin Halep valisi olan Mehmet Celaleddin Paşa ile hiçbir zaman yıldızı barışmayan Kalender Paşa her platformda Celaleddin Paşa ile karşı karşıya gelmektedir. Bulanık ayanı Ağca Bey ve arkadaşlarının idam işi Halep valisinin baskıları sonucu tekrar Kalender Paşa’ya verilir. Kalender Paşa’nın damadı Mursaloğlu Haydar Bey de fermanlı bir eşkıyadır. Bunun yakalanması işi de yine Kalender Paşa’ya verilmiştir. Ancak Kalender Paşa bu beylerin idamlarından yana değildir ve bu işi durmadan savsaklamaktadır. Bu arada İstanbul’da II. Mahmut tahta çıkmış ve yeni bir dönem başlamıştır. Paşa’nın bu tavrı Celaleddin paşa tarafından sürekli olarak Sadaret’e şikâyet konusu olunca II. Mahmud’un emri üzerine Sadrazam Hurşit Paşa tarafından bir tahkikat yaptırılır. Yapılan tahkikat sonucunda Maraş valisi Kalender Paşa’nın Bulanık ayanı Fettahoğlu Ağca Bey ve kardeşini ve Reyhanlı aşireti boy beyi Mursaloğlu Haydar’ı yakalamak için ciddi bir teşebbüste bulunmadığı, üstüne üstlük bir de koruduğu ve saklanmalarına yardım ettiği anlaşılır. Muhtemelen bu gerekçeler ve Celalettin Paşanın da gayretleriyle Kalender Paşa Maraş valiliğinden alınarak 1815 tarihinde Aksaray valiliğine tayin edilmiştir. Ancak yaptığımız arşiv araştırmalarında Kalender Paşa’nın Aksaray’a gittiğine dair her hangi bir kayda rastlayamadık. 1815 yılındaki belgelerde Kalender Paşa’yı Diyarbakır ve Rakka valisi olarak görmekteyiz. (Muhtemelen Aksaray görevine gitmezden evvel Diyarbakır valiliğinin boşalması üzerine bölgeyi de bilmesinden dolayı Kalender Paşa Diyarbakır Valisi olarak tayin edilmiştir.) Kalender Paşa’nın görevden alınmasıyla vali olarak Celaleddin Paşa Maraş’a tayin olunmuştu. Maraş ve çevresinde bilhassa Bayezidoğulları’nın hüküm sürdüğü yer olan Yenicekale, Camustil ve Andırın civarında Kalender Paşa’ya olan husumetinden dolayı Celaleddin Paşa’nın yaptığı eziyetler dayanılmaz hal almıştı. Maraş ahalisinin Celalettin Paşa hakkındaki ısrarlı şikâyetleri sonucu Celalettin Paşa Halep ve Maraş valiliğinden alınarak Erzurum valiliğine gönderilmiş, Kalender Paşa ise Rakka’dan tekrar Maraş’a vali olarak tayin edilmiştir. Ancak Gâvurdağı’ndaki malum beylerin yakalanarak idam edilmesi görevi tekrar Kalender Paşa’yı beklemektedir. Aynı görev tekrar yeni bir emirle Kalender Paşa’ya tevcih edilir. Yine ayak sürüyerek bu işi ağırdan alan Kalender Paşa’nın yerine Adana valisi Mustafa Paşa’nın kardeşi İsmail Bey Ağustos 1817 yılında Gâvurdağı’ndaki Savranlı Kalesi’ne sabaha karşı bir baskın yaparak Fettahoğlu Ağca Bey’i, kardeşi Ahmet Bey’i ve Payas ayanı Küçükalioğlu Dede Bey’i yakalayarak adamlarıyla birlikte idam eder. Kesilen başlarını Topkapı Sarayında ibret taşına konmak üzere İstanbul’a gönderir. İdamdan geriye kalanların Rodos Adası’na sürülmesi emredilmişse de Kalender Paşa yaptığı görüşmeler sonucu bu sürgünü önler. Sürgün kararından sonra kalanların bölgeyi karıştıracağı ve tekrar başıbozukluğun artacağı endişesi üzerine II. Mahmud hepsinin idamı edilmesini emreder. Kalender Paşa yine yaptığı ustaca diplomasi ile bu işi de engelleyerek kalanların Maraş’a yerleşmesini sağlar. Ancak paşa, Gâvurdağları’ndaki bu eli kolu bağlı tutumu yüzünden şimşekleri üzerine çekmiş ve kendi sonunu hazırlamıştır. Bir türlü idamlarına razı olmadığı Türkmen Beyleri yüzünden daha önce Aksaray ve Rakka’ya tayin olunan paşa, bu sefer elindeki tüm yetkiler alınarak 12 Mart 1819 tarihinde Ankara’ya sürgün edilir. Artık bu tarihten sonra Kalender Paşa’yı çileli bir yolculuk beklemektedir. Bu tarih aynı zamanda Kalender Paşa’nın Maraş’tan ayrılarak bir daha dönemeyeceği bir tarihtir.[1]

Yukarıdaki belge: Kalender Paşa’ya Akka Savaşındaki kahramanlığı sonucunda Mir-i Miran rütbesi verilerek Vezirlik Hil’ati giydirilmesi.

 


[1] Yukarıdaki olayların geniş anlatımı “Gavurdağı’nın Bulanık Tarihindeki Sır Perdesi” adlı kitapta yer almaktadır.

About Mehmet Akif TERZİ

BU HABERİ OKUMAK İSTERMİSİNİZ?

Hain darbeciler…

Spread the love 12 Eylül 1980 öncesinde, Koalisyon Hükumetleri iş başında oldular.Ülkemiz hiç iyi yönetilemedi. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir